Haz
30
2008
İkinci yılımın ilk yazısını daha önce tarzım olmayan bir şekilde seçtim, aslında kasten de seçmedim tamamen denk geldi..
Hepiniz ağzımdan/klavyemden “hayde bre” duymuş/okumuşsunuzdur.. Çok fazla sevdiğim bir söz de.. Nerden geldiğini kimse sormadı, aslında tanıdık olduğu için belki kimse ihtiyaç duymadı, olabilir tabi..
Her neyse..
Üniversitede bir yerden elimize geçmiş olan sürekli oynadığımız küçük bir oyunumuz vardı, arkadaşlarla başından kalkamazdık;
Başlıkta da yazdığı gibi LF2 (Little Fighter 2) 
Oyunda küçük sevimli karakterlerin “Street Fighter” tadındaki süper komik dövüşlerine tanık oluyoruz.. Oynarken hem çok gülüyoruz, hem de bol aksiyonlu geçiyor dakikalar.. 
Hele kalabalık takımlar yapıp klavyeyi paylaşınca çok eğlenceli oluyor..
Neyse konuya dönelim, bu küçük adamları yönlendirirken iki kere peş peşe zıplama komutu verdiğimizde önce havaya doğru zıplayıp sonra ileriye doğru uzunca bir adım atıyorlar ve gerçekten tam da pehlivanların birbirinden kaçmasını andırıyorlar..
Tam böyle bir anda Sefer’in (üniversite hayatımın en yakın tanıklarından birisi) “Hayde Bre; Haydee!..” demesi klavyeyi bırakmamı hatta oturduğum yerden yuvarlanarak yere düşmemi sağlamıştı.. 
Bir laf bu harekete bu kadar “cuk” diye oturabilirdi heralde..
Kısa kesip oyunu bana yeniden hatırlattığı için program-bul.net‘e çok teşekkür ediyorum..
Bu pencerede açılan küçük ama çok eğlenceli oyunu hepinize şiddetle tavsiye ediyorum..
Hayde bree!..
Haz
28
2008
Arkadaşlar;
Bugün itibariyle sevgili blogumun 1. senesini doldurmuş bulunuyoruz.. Bu yazı ile ilk sene için 50. yazıya imza atmış oluyorum, az olduğunu biliyorum fakat az ve öz yazan biri için fazla bile..
Elimden geldiğince burayı başka yerlere benzetmemeye, fazla “ağır” bir yer olmamasına çabaladım, şimdi bakınca bu hedefime oldukça yaklaştığımı görebiliyorum..
Başta tabi ki Serkan‘a ve daha çok yazmam için sürekli psikolojik baskı yapan LimpidD‘e, ardından okuyan ve yorum yapan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum..
Nice senelerde, nice iç dökümlerde beraber olabilmek dileğiyle.. 
Haz
16
2008
Mimlenmesem bu ara yazı yazar mıydım bilemiyorum..
Özetle Serkan sağolsun..
Konumuz akılda kalan replikler.. Pek havamda da değilim esasen, Serkan’dan performansım için şimdiden affımı diliyorum..
Aslında Serkan’ın yazısını okur okumaz kendi kendime, “zihnimin biryerlerinde alıntılarım olmalı” demiştim.. Bugün onları gözden geçirdim ortaya şunlar çıktı..
Biliyorum bu arada, 7 Numara’dan replik bekledi çoğunuz.. 
Yok, yazmıyorum, üzgünüm..
DEJAVU
Doug Carlin: What if you had to tell someone the most important thing in the world, but you knew they’d never believe you?
Claire Kuchever: I’d try.
50 First Dates
Lucy: There’s nothing like a first kiss.
Life or Something Like It
Lanie: What would you do if you only had a week to live?
Pete: I would go to all the people I care about, and I would try memorize their faces.
Bir de hep çok sevmişimdir, ağzı çok iyi dolduruyor;
Spiderman-2
Mary Jane Watson: Go get ‘em, tiger.
Tercümeye gerek yok, o sorulmamış zaten.. 
İsteyen anlamlarına bir şekilde erişecektir nasılsa..
Bense şu cümleciğe fena halde takılmış durumdayım;
“I’d try”
Mimi sayfasının ilk mimi olsun diye LimpidD‘e paslıyorum.. 
Hayırlı olsun, kolay gelsin..
Haz
02
2008
Sanırım yazmış olduğum son yazılar da hevesimi kaçırmış..
Birşeyler var, olmuyor yazamıyorum arkadaşlar.. Mayıs - 2008 arşivimde görünmeyen ilk ay olarak kayıtlara geçti bile..
Neler oldu neler bitti peki bu dönemde?.. Altan ne alemde?.. Emesende de görünmüyor bu çocuk!..
Öncelikle söyleyeyim, isteyen buluyor.. 12 saatin üzerine çıkmamıştır pek elektronik postalara cevap gecikmem..
Ayrıca kısaca özetlemek gerekirse hiçbir değişiklik yok, yoğunluk tam gaz..
Güzel haberler alıyoruz, bekliyoruz, vermeye çalışıyoruz..
Bu arada okul, sınavlar bir türlü yakamızı bırakmıyor bir de onlarla uğraşıyoruz tabi..
Şöyle bir program hazırlamıştım geçtiğimiz günlerde, sizinle de paylaşayım isterseniz;
- 31 Mayıs - 01 Haziran Açıköğretim sınavları
- Çoktan gecikmiş ve belirsiz bir final ödevi.. (Kaldım mı? Bilmem!..)
- 02 Haziran (Diğer deyişle az önce) Uğur ve Fatma geldi, gözüm aydın..
- 05 Haziran Bayii Toplantısı / Ankara (Ucu açık bir gidiş.. Temennimiz güzel olması..
)
- 07 Haziran Avrupa Kupası Maçları (Hiç dokunmayın, maçları izlerim arkadaş)..
- 10 - 11 Haziran (a kadar her an olabilir) Fahri Amca oluyorum!..
- 17 - 18 Haziran teslim edilmesi gereken bir güvenlik sistemi..
- 21 Haziran Forum Trabzon açılıyor.. (Ee bize ne?.. Çaktırma, gezeriz..
)
- 23 Haziran bir final ödevi sunumu daha.. (Oooy oy!..) (Pardus 2008 de aynı tarihte çıkıyormuş bu arada..
)
- 28 - 29 Haziran KPSS (İnanın ben de bilmiyorum niye girdiğimi, lütfen bir de siz sormayın..)
Bu programı niye yaptım sizce?.. Tabi ki programlı olmak için değil, doğaçlama yaşamayı seviyorum..
Sadece stresli olduğum dönemleri önceden bilip bundan haz duyan mazoşist bir yanım var..
O da birşey mi, stres yapmadığı zamanları kendine stres eden bir arkadaşım var benim..
Neysee, uzattık..
Hadi öptüm hepinizi, buralardayım.. 