Şub
26
2008
Ben yazıyorum.. Çokça düşünerek.. Ama tarzı üzerine değil, içeriği üzerine..
Yani yanlış anlaşılmamalı yazılan.. Okuyan anlamalı ne söylemek istediğimi.. Fazla karmaşık da olmasa iyi olur.. Ama karmaşayı da severim hani..
Bir de bir diğer tarz var.. Hiç beceremediğim ama okumaktan, takip etmekten çok zevk aldığım..
İçeriği kadar şekline, ahenkine de özen gösterilen bir yazma biçimi..
Bilmiyorum, belki kompozisyon öngörüsü.. Güzel ama..
Fakat belli ki çok yorucu, kolay yıpranan cinsten..
Vaktiyle kapanmasına çok üzüldüğüm 1.2.1.5 gibi mesela..
Dün bir diğerini yitirdim..
Durusuperisi de ayrıldı yazanların arasından, artık gören, çizen oldu..
Kendi tabiriyle sığlarda mutluydu Su Perisi.. Şimdi derin sulara gömüldü..
Giderken de bana “sen yaz” dedi, “sakın bırakma”..
Ben de yazdım!.. 
Şub
18
2008
Hepiniz biliyorsunuz LOST sevdiğimi..
Yani bir çoğunuz izlemeye başlamamı, çekincelerimi de biliyor ya, herneyse..
Geçtiğimiz hafta yayınlanan 4. sezonun 3. bölümü olan “The Economist”, diziyi izlemeye başlayarak vaktiyle kendime ne büyük bir iyilik yaptığımı anlattı bana..
Birçok bölümünün sonunda bölümün bittiğini bile farkedemeden ekrana boş boş 1 dakika kadar bakmışlığım vardır. Ama “The Economist” beni bugüne kadar en çok şaşırtan, heyecanlandıran bölüm oldu hiç kuşkusuz..
Hatta izlerken hop oturup hop kalktım, zıp zıp zıpladım desem yeridir.. 
Özellikle sonu ağzımı beş karış açtı..
3. sezonun sonunda her ne kadar “kesin bir yol bulurlar yeni heyecanlara” dediysem de ben bile konunun inceden bağlandığını düşünmekten kendimi alamıyordum..
Kalite anlayışları bizim buralarda görebileceğimizin çok çok üstündeymiş..
Benim gibi televizyon ve dizi dünyasına bu kadar mesafeli duran bir insanı bu derece heyecanlandırmak, sıradaki bölümü ağzı açık beklemesini sağlamak kolay iş değildir diye düşünüyorum..
Lafı da daha fazla uzatmaya niyetim yok, sadece vaktiyle başlamamda en fazla emeği olan iki arkadaşım Nur ve Onur‘a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..
Haklı çıktılar..
Şub
16
2008
Arkadaşlar, farkettiğiniz üzre tasarımı değiştirdim.. “Aniden oldu, görünce dayanamadım” demek isterdim, ama öyle olmadı.. 
Bayağı bilinçli bir şekilde tema aradım ve en çok bunu beğendim..
Üst taraftaki resim bana aitti, ama birçoğunuz siteyi tatlıcı sponsorluğunda yürüttüğümü düşündüğünden o resmi değiştirdim.. 
Şimdiki resimde yine ben varım, ama seçmesi epeyce güç olacaktır..
Sitenin alt tarafında da görebileceğiniz gibi üst resim psycoupe‘a aittir, lakin üst tarafta göründüğü kadarı resmin güzelliğini anlamıza yetmeyecektir..
Ne yazıkki temayı Türkçe bulamadım yine.. Gördüğüm, aklıma gelen yerleri tek tek çevirdim.. Siz de karşınıza çıkanları bildirirseniz elimden geldiğince düzeltirim..
Şimdilik böyle devam… 
Şub
14
2008
Erken kalkıyorum..
Sabah o en salak halimle iştahım olmuyor, kahvaltı yapamıyorum..
İşe gidiyorum..
Okula pek gitmiyorum, henüz ikinci dönem başlamadı..
İkinci dönem için ders kaydı yapmaya çalışıyorum, ama danışmak için ulaşmaya çalıştıklarıma ulaşamıyorum..
Arada bolca sıkılıyorum..
Uzun uzun internete giriyorum, bloglar, forumlar v.s…
Okuyorum, okuyorum, ondan da sıkılıyorum..
Yanıma okumaya değer bir kitap almaya karar veriyorum çünkü herkesin söylediği gibi "piyasa çok durgun"..
Bahsettiğim kitap hakkında hiçbir fikrim olmuyor, çünkü uygulamaya geçirmek nedense karar almak kadar eğlenceli olmuyor..
Sıkılma molası veriyorum..
Midem biraz nanemolla olduğundan gün içinde de kendime yiyecek birşey bulamıyorum, aç kalıyorum..
Akşama kadar internete (msn mi desem?) girenin çıkanın seceresini tutuyorum, ama hiçbiriyle ilgilenmiyorum..
Sonra biraz daha sıkılıyorum..
Hava kararıyor, saatleri saymaya başlıyorum..
Evime geliyorum, ilk olarak yemek yiyorum.. Yemeyince çok asabi oluyorum..
Yemekten sonra dünya para verilen o teknoloji harikası televizyonlarını sadece televizyon kanalları için kullananlara acıyacak kadar televizyon karşısında kalıyorum..
İnternete giriyorum..
Sagopa Kajmer dinliyorum..
Yatmadan önce de son kez sıkılıyorum..
Hergün aynı düşüncelerle yatıyorum..
Döngünün başına dallanıyorum..
Şub
02
2008
Huuh!..
Uzun zaman olmuş yahu..
Bir önceki derlenmiş girdide bahsetmiş olduğum projeler son 3 haftamı tamamiyle kitlediğinden başka hiçbirşeyle ilgilenemedim, bir ara işe bile gitmeyip evde çalışmaya başlamıştım.. Dün son teslimatı da yapmış olduğumdan şimdi kendimi değişik bir boşlukta hissediyorum..
Merak eden olursa iki dersimden de geçtim, mutluyum.. Çalışmaların bana kattıkları kesinlikle inkar edilemez cinsten.. Basit bir örnek olması açısından sözüm ona C++ dersinde öğrenemediğim kadarını şu illet kartın üstünde öğrendim.. Tabi işin sonunda aramızda duygusal bağ oluşan kartı teslim etmesi bir hayli zor oldu..
Bu arada çok ilgimi çeken şeyler oldu tabi, ama pek varlık gösteremedim, ufak ufak deyineyim diyorum.. Continue Reading »