Ağu 06 2007

Pazar, bisikletim ve ben..

Yazan: Altan at 13:16 Kategori: Altan Somay

Cumartesi gecesi Adem’in 11.00-12.00 için aldığı maça her zamanki gibi katılmamazlık edemezdim..
Henüz çok geçerli bir mazeretim olmadığı taktirde bütün maçlara katılmışımdır..
Çok iyi oynayamam belki, ama sahada bulunmak bile oldukça güzeldir..

Fakat aşağı yukarı 6 ayda bir maça çıkmak kesinlikle berbat bir durum..
10. dakikada nefesiniz kesiliyor, maçın geri kalanında "birşey olsa da oyun dursa" diye iç geçirirken yaklaşan her topta kalan enerjinizi maksimum verimle harcamaya gayret ediyorsunuz..
En azından benim için yaklaşık böyle oluyor..
Herşeye rağmen kendi adıma iyi bir maç çıkarttığımı söyleyebilirim.. :)

Asıl önemli olansa her maçtan sonra, düzenli spor yapmam gerektiğini, ve kondisyonumu eski haline yaklaştırmam gerektiğini hatırlıyorum..
Bu bağlamda, tam da bu psikolojiyle girdiğim bu Pazar gününü değerlendirmem gerek diye düşündüm..
Ve birkaç gün önce aldığım birkaç parça ile bisikletimi daha kapsamlı bir bakıma soktum..

Yarım günden fazla zamanımı aldı (biraz da kendi beceriksizliğimden sanırsam :) ) ama gayet güzel oldu..
Evvelki gecenin yorgunluğu ile bisikletin paslanmış civatalarını sökmek gerçekten çok zor oldu diyebilirim..
Neyseki bitti, ve birşeyler atıştırıp bisikleti yeniden sınamam gerektiğini düşündüm..

Bu sefer geçen seferkinden aksi istikamete gidecektim..
4-5 sene önce rahatlıkla gidebildiğim bir mesafeydi, çok zor olmasa gerek diye düşündüm..
Bu sefer Trabzon’a gidip gelecektim..
Aslında arazi şartları düşünüldüğünde tek gidiş için daha iyi bir rota bence.. :D

Neyse yola çıktım..
5-6 dakika içerisinde kollukların değişmesi gerektiği fikrine kapıldım, veya bir eldiven iyi bir fikir olabilirdi..
Gidişim aheste ama eğlenceli oldu..
Yeni sahil yolunun kaldırımlarında çok fazla titresem de (ve hatta sırf bu sebepten hala oturan yerlerim sızlasa da) güzel bir yolculuk oldu gerçekten..
En çok sevindiğimse halen bisiklet üzerinde eskisi kadar dengeli oluşum oldu..
Sahil yolunun büyük çoğunluğunda gidona* dokunma ihtiyacı bile duymadım..
Çok keskin olmayan virajları bile bu şekilde rahatlıkla dönebiliyorum hala.. :D

Yolun sonunda 10 dakika kadar oturup dinlendikten sonra dönüşe başladım..
Nasıl olsun bu sefer derken, fazla kasmadan araç yoluna (emniyet şeridine) indim, ve bu sefer o kadar da aheste gitmemeye, kendimi de kesinlikle zorlamadan yolun gerektirdiğince** gitmeye karar verdim..
Anladım ki 20-25 dakika içerisinde seri bir şekilde Trabzon’dan Yıldızlı’nın meşhur bayırının yarısına geliniyor..
Kalan yarısı içinse en azından 5 dakika dinlenmeniz gerekebiliyor.. :D

Eve geldiğimde bir miktar bacaklarım titrese de, kasılan vücudumu hissettikçe "Evet, işte bu!" diye geçiriyordum içimden..
Bu şekilde devam edersem eskiden olduğu gibi hoplayıp zıplayabilecek seviyeye gelirim belki diye ümit ediyorum.. :D

Tabi bu kadar romantik dakikanın ardından gerçeklerle buluştum.. :D
Gece ağrıdan uyuyamadım desem yeridir.. :D
Şu an da oturuşum, kalkışım, yürüyüşüm komple problem..
Burnumdan geldi denebilir..

Ama pişman değilim kesinlikle..
Yakında yeni rotalara yelken açmaya niyetliyim.. :D

* Bisikletin direksiyonu da denebilir, gidon deyince anlamayanlar olabiliyor.
** Pedalın boşa döndüğünü hissettiğin an vitesi yükselterek gitmek


Toplamda 272 kez, bugün 0 kez okundu..

6 Yorum Var -> “Pazar, bisikletim ve ben..”

  1. ŞenayTarih: 06 Ağu 2007 Saat: 18:01

    Ya anlatmasana şu bisiklet maceralarını, canım çekiyor.. :S

    Ama güzel olmuş senin için, anlattıklarından bunu çıkardım.. :)

    “Oturan Yerlerim” bu lafına hayranım Altan..
    Her diyişinde, yüzümdeki ifadeyi bir görebilsen.. :D

    Yaa ben bi türlü becerememişimdir gidona dokunmadan bisiklet üzerinde gezmeyi..
    En fazla 4-5 saniyelik elimi bırakmışlığım vardır dengemi kaybederim düşerim diye..
    Gerçi ben senin gibi düz bir yerde sürmüyordum bisikleti o da başka mevzu.. :)

    Leen bak emmiyet şeridine girmiş bi de, senin ne işin var bakim orda hıı?
    Yaa bi dengesizin biri o şeritte giderken sana çarpsaydı Allah korusun.. :S
    Gerçi İstanbul’da değilsin, bilirim oraların yolu açıktır ama yinede dikkat et.. ;)

    Yeni rota tavsiyesi olarak git bizim memlekete diyeceğim ama çok uzun sürer senin için..
    Hadi gittin diyelim, geri dönemezsin o yolu.. :D
    Hadi döndün diyelim o yolu, sonrasında bana edeceğin küfürleri düşünmek bile istemiyorum.. :)

  2. Serkan AltuntaşTarih: 06 Ağu 2007 Saat: 23:32

    Altan demiş ki: Sahil yolunun büyük çoğunluğunda gidona* dokunma ihtiyacı bile duymadım..

    Nasıl yani? Altan sana hiç yakışıyor mu? Bir anlık dalgınlığın insanı ne hale getirebileceğinin farkında mısın?

    Ne yazık ki Trabzon bisikletle uzun süre vakit geçirebilmek için pek uygun bir şehir değil :( Yine de denenebilir tabi. Gerçi bisikletle kondisyon arttırmak en iyi Trabzon engebelerinde mümkün ama neyse…

  3. AltanTarih: 07 Ağu 2007 Saat: 00:47

    Şenay’cım, yorumun çok hoş olmuş.. :)
    Ama bir iki ayrıntı..
    Trabzon’un neresi düz ki? :D
    Eskiden olsa epey yokuşlu bir mahallede hiç tutmadan heryere gider, rahatlıkla da döner gelirdim.. :D
    Bir de emniyet şeridine indiğim yol Trabzon’un şehirler arası yollarından biri, ve en işlek yoludur..
    Epey kalabalık ve seri.. ;)
    Zaten sadece Akçaabat Dolmuşlarını bilen fazlasına ihtiyaç duymaz.. :D

    Serkan’cım, yakışıyor mu dedin ya.. :D
    Valla bir yakışıyor ki sorma gitsin..
    Bisikletim dünyada kendimi “çocukluğumdaki gibi haşarılık yapabilecek” hissettiğim yegane yer..
    Okul hayatımın bitirdiği o eski Altan o tekerlekli şeyin üstünde geri dönüyor sanki..
    Rahat olamıyorum bisikletle..
    Çocuk oluyorum resmen..
    Ayrıca bisiklette bir anlık dalgınlığın insanı ne hale getirdiğini en iyi bilenlerdenim inan bana.. :D
    O da ayrı bir yazı konusu.. ;)

    Benimle bisiklet sürenler halimi daha iyi anlar..
    Herkesi davet ediyorum..
    Buyrun bisiklet sürelim.. :)

  4. ŞenayTarih: 07 Ağu 2007 Saat: 01:01

    Yaa Altan zaten canım çekiyor..
    Keşke eskisi gibi, çayır çimen demeden doyasıya dolaşabilsem..
    Çok özledim bisiklete binmeyi.. :(

  5. Serkan AltuntaşTarih: 07 Ağu 2007 Saat: 01:30

    Evet tarif edilmez bir tutkudur…

  6. DuruTarih: 08 Ağu 2007 Saat: 14:37

    Macta sakatlanmaman için dua etmiştim zaten.. Allah’tan kazasız atlatmışın.. Ama bence sen bu macları daha sıklaştır, iyi olur derim ;) Performansın düşüyo gibi :D :D

    Bisiklet turuna diyecek lafım yok zaten.. Cok güzel oldugu ve senin cok zevk aldıgın okuyunca anlaşılıyor.. Dur şu yogunluk azalsın sana inat bide ben bisiklet sefası sürcem.. Catla emi :D

    Ama yazık yaa sonrasında da rahatsız oldun neyse neyse gecer o merak etme bie.. O bile tatlı gelir sana ;) :P

    Ve sen o bisikletin üstünde hep cocuk ol.. Emin ol ki bu sana cok yakışıyor ;) :D :D :D

Trackback URI | Yorum RSS

Yorum Yapın